Soru & Cevap

Hoşgeldiniz Misafir 

Üst Kısım Göster/Gizle

Hoşgeldin Ziyaretçi, foruma yazabilmek için kayıt gereklidir.





Sayfalar: [1]
Yazan Konu:En Umutsuz Kölelik Nedir?
jacob
Admin
Yazılar: 1
Permalink
Yazı En Umutsuz Kölelik Nedir?
den: March 21, 2013, 05:52
Alıntıla

Yaptığımız Ankette "Sence en umutsuz kölelik hangisidir?" diye sormuştuk.

A- Elleri ve ayakları prangalı, yiyecek giyecek ve barınma ihtiyaçları efendisine ait olan köle. ( 304 oy )

B-16 saat çalışmak zorunda kalan. Geliri gideriyle neredeyse eşit, İhtiyaçlarını kendi karşılayan köle. (61 oy)

C-14 saat çalışmak zorunda kalan ama oturduğu varoştan fabrikaya gidiş gelişi 4 saat süren, Geliri giderini karşılamayan köle. (68 oy)

D-10 saat çalışmak zorunda kalan. İşe gidiş gelişi 4 saat süren, alış veriş merkezinde 2 saatini geçiren ve 3 saat televizyon izlemek zorunda kalan, geliri giderini karşılamasa bile tüketebilen köle. (94 Oy)

E-8 saat çalışmak zorunda kalan. 16 saat herşeyi yapan ve hiçbir şeyi algılayamayan ama herşeyi seçtiğini ve seçebileceğini sanan köle. (516 oy)

Anketimiz sonuçlandı ve en çok oyu kendini özgür sanan ama kapitalizmin tutsaklığından kurtulamayan köle şıkkı aldı.

Ankete aşadaki yorumlar yapıldı:

Ahmet diyor ki:
19 Şubat 2011, 11:50
Sınıfımda görüyorum, insanlar okulda saçlarını biraz fazla uzatabilmeyi, okul kıyafetlerinin alternatilerini giyebilmeyi özgürlük sanıyorlar.
Başımızda müdürlerin öğretmenlerin olduğu tek sıra halinde içeri girdiğimiz okullarda özgür olmamız mümkün olabilir miki?

Fırat diyor ki:
27 Mayıs 2011, 17:53
okulları bırak özgürlüğü isteyen kendi hayatında değişikliğe gider zaten.

bartu diyor ki:
04 Temmuz 2011, 19:14
okadar kolay degil

Gazili diyor ki:
15 Mart 2011, 19:55
Şimdi f tipi hücrelerde tutsak olan devrimciler var onların durumu da en kötüsü. Mücadele etmek istiyorlar ama hücrelere kapatılmışlar. Buradan tüm devrimci tutsaklara selamlar. İçeride dışarıda hücreleri parçala. Yaşasın devrimci dayanışma

Abidin Yılmaz diyor ki:
17 Mart 2011, 11:48
Özgürlük, bir iradenin başka bir irade üstünde olmadığı/olamadığı durumdur. Anarşi Özgürlüğü esas alarak mücadele etmektir. En umutsuz kölelik ise, hiyerarşik toplumdaki kölelikten kurtulmaya inancını yitirmek ve Özgürlüğü esas alan mücadeleyi terketmektir.

bir 'dost' diyor ki:
05 Nisan 2011, 19:36
Aslında ilk olarak belirteyim ki en umutsuz kölelik ‘özgür olduğunu sanan’ kölelik değildir.Bence burada hem tarihsel hem de bilgikuramsal (epistemolojik) bir hata var.Çok kısa bir şekilde şöyle söyleyeyim ki genel olarak yöneten-yönetilen üzerine kurulu genel sistemi idare ettiren yapı ‘kölelerin’ kendilerinin özgür olduklarına dair inançları değil tam tersine özgür olmadıkları inancına sahip olmalarıdır.Tarihte tiranlıkların yıkılmasını getiren köle isyanlarında, köleler özgür olduklarını düşünselerdi tiranlıklar hiç yıkılmazdı.Ve dolayısıyla ünlü bir kastamonulu büyüğümüzün dediği gibi ‘tarihin tekerleği dönmezdi’ ve belki de bugün adına uygarlık dediğimiz şey oluşmazdı ki biz onun annesiz çocuklarıyız.Dolayısıyla özellikle başkaları adına konuşmayı (bunlar ‘köleler’ olsa dahi) kendi adıma uygun görmesem de şunu belirteyim ki (özellikle bazı yerlerde afişlerinizde de görmüş olduğum) atasözüvari ‘en umutsuz kölelik kendini özgür sandığındır’ sözü yukarıda az biraz anlatmaya çalıştığım bağlamda yanlış görünüyor.Zira bunlardan olsa olsa en umutsuzu özgür olmadığını bilen ve bunun için ‘düzeni deviren’ köle’dir ki o aslında iktidarın kendisidir.Böylece ‘en umutsuz köle iktidarı arzulayandır’ demek daha doğru olarak oturuyor.Tabi ki bu tarihsel bir bağlamda anlaşılabilir; ve sizin iddia ettiğiniz düşünce de yine bu bağlamda yanlışlanabilir.İşin bilgikuramsal boyutuna gelirsek, köle’nin bilinci kendini özgür olduğuna ikna ettiği oranda köle özgürdür.Bu önsöylem biraz karmaşık görünebilir ki özellikle modern politik özne için (özellikle anarşist ve sosyalist birey için) bu daha da anlaşılmaz kalır.Şöyle belirteyim ki örneğin bir firavun-kral mezarından çıkarılan yaklaşık 500 özgür ‘köle’ ye ait iskelet parçaları ya da Hindistan’da 1850′lere kadar (ingiliz modernleştirmesine kadar) sıklıkla görülen ölen eşinin ardından onunla birlikte canlı olarak gömülme pratiği (genel olarak sati törenleri denir) modern bireyin gözünde köle olan ama modern bireyin dikkate almadığı (çünkü o başkası adına konuşmaktan başka birşey yapmaz) ‘kölenin kendi bilinci’ için başka hiçbir şeye benzemez bir ‘kutsallık paylaşımı’, bir ‘kaynağa ulaşma deneyimi’, dolayısıyla ‘sonsuzlaşma’ ve özgürleşme deneyimidir.Özgürlüğün kendisidir.Bunu yapan bir insanın köle olduğunu söylemek, dolayısıyla özgür olmadığını fakat sadece buna ‘inandırıldığını’ söylemek olsa olsa varlığa ahlaki yargı yoluyla yaklaşmak, Özgürlüğü evrensel aklın buyrumlarına ve isteklerine: yani bugun aydınlanmacı hareketlerin kendini oturtmuş olduğu çizgiye sabitlemektir.Ortaçağ’da Mısır’lı bir mümin için -dünyevi- özgürlük kendini allah’ın krallığında (Şeriat’de) yaşamakken, bir kalenderi dervişi özgürlüğü üzerinde bir post’la avare dolaşmakta görür, ya da tibetli bir rahibe kendini kutsal olana adayarak bir bölgenin tapınak fahişesi ( ve dolayısıyla en kutsal keşişi ) olabilir.Hiç biri birinden daha özgür değilidr ve tam tersi hepsi hepsinden daha özgürdür.Burada önemli olan özgürlüğün ‘özgür irade’ gibi evrensel akılcı buyrumunlardan farklı içerimleriyle anlaşılabilmesidir, ya da (bu ekranın sağ yanında görebildiğim kadarıyla) Emma Goldman’a ait olan özgürlük tanımının ‘kendini ifade etme hakkı’ olarak görülmesinin modern burjuva aklın imgeleminin sonucu olduğu kavranmalıdır.Son olarak hepsinin dışında belirtmek isterim ki, afişleriniz de kullandığınız ‘koyun’ figürü bana çok anlamsız geldi.İlk olarak örneğin bir hayvanın politik bir malzeme konusu yapılması, en azından özgürlük konusunda bu kadar hassas olması gerektiğini düşündüğüm anarşist hareket için, üzerine biraz daha düşünülmesi gereken bir konu.Bana referandum sürecinde anayasaya hayır demek için yüzlerce koyundan kocaman bir hayır yazısı yazan ve bunu da ‘koyunlar bile hayır diyor’ şeklinde anlatan bir chp’linin yaptıklarını çağrıştırdı.Sonuçta hayvanların politik süreçler de bir malzeme gibi görülmemesi gerekir ama tersine belki malzemeden ziyade aktif bir katılımcı olabilirler.

one diyor ki:
25 Aralık 2011, 17:28
bir dost konuyu çok güzel özetlemiş ve gayet nitelikli bir eleştiri getirmiş. çok kısa özetlemek gerekirse yıkmak istediginiz şeye dönüşme arzusu, daha dogrusu yıkmak istemenin kendisinin zaten o iktidarın bizzat kendisi oldugunu, çünkü; iktidarın, hükümet, ilişkiler yada farklı türleri dahil sadece yöneten yönetilen ilişkisinden ibaret olmadığını, aynı zamanda herhangi bir öteki öznenin bilincini, kendi bulundugumuz konumda varsaydıgımız bir evrensel bilinç ile yargılayıp onun hakkında kararlar verebilecegimiz yanılgısının bizzat kendisinin “iktidar” oldugunu söylemek durumundayız. bu yaklaşımın kendisi zaten aydınlanmacı yani oldukça burjuvadır. ya da ben böyle anladım. yinede bir dost a teşekkür ediyorum bu tarz bir sayfada kanımca olması gereken en kaliteli yorumlardan birini yaptıgı için.

ahmet tunakan diyor ki:
15 Nisan 2011, 10:51
ben öğrenci değil 51 yaşında emekli köleyim size ancak selamlarımı gönderebiliyorum

Mahmut Kaşıkçı diyor ki:
22 Nisan 2011, 21:36
‘bir dost’un açıklaması çok uzun, özet geçseymiş iyiymiş. girişten kendisiyle çelişmesi üzücü tabi. neden mi?
zaten hali hazırda bir basmakalıbı yıkmak için yaratılmış bir tanıma klişelik atfedip onu yıkmaya çalışmak, en basit tabiriyle don kişotçuluktur. bu tanıma göre en umutsuz kölelik kendini özgür sandığındır. çelişki şu noktada;
‘bir dost’un bilgi birikimi hakkında bir fikrim yok. fakat şu noktaya açıklık getirmeliyim. tiranlıkların yıkılmasının sebebinin kölelerin özgür olmadıklarının farkında olmaları olduğunu varsayarsak, bu varsayım yıkılmayacak tiranlığın kurulması için ‘kendini özgür sandığın’ bir sistemin yaratılması gereğini kanıtlar.
bu durumda elbet doğal bir evrim sonucu yıkılacak bir tiranlık mı doğru olan, yoksa sonsuza dek payidar kalacak bir tiranlık mı tercihimiz.
peki ”bir dost” neden değirmenlerle savaşır ?

AnarKo diyor ki:
20 Mayıs 2011, 09:02
Çok Çalışıp Geliriyle Gideri Aynı Olan Köleliktir Benim Yaşadığım

tirej diyor ki:
21 Mayıs 2011, 11:14
en umutsuz kölelik inançsal köleliktir; çünkü sorgulamayan, kendisine öğretilenin en doğrusu olduğuna inanan, her şeye muktedirdir dediği tanrısı için kan döken ve uyuşmuş zihnini diri, kısıtlanmiş bedenini hür sanan insan en umutsuz köleliği benimseyendir. bunlar koyun gibidirler sürekli güdülmek isterler zihinlerine çelikten çember geçirilmiştir bi kare bilgiyi reddederler. işte en umutsuz kölelik bunlarınkidir ki kendilerini özgür sanırlar

mal diyor ki:
27 Temmuz 2011, 10:24
köle = ölür
kral = ölür
köle = kral

EZLN diyor ki:
02 Eylül 2011, 19:21
bence düşüncelerde farklılaşmalar çok iyi ama konu insanların içinde bulunduğu onu ve duygularını hiçr sayan beynini kendi yönlendireceği gibi oluşturan kapitalizm!

sistemin kölesi diyor ki:
02 Eylül 2011, 19:24
kapitalizm köle yetiştirir hedefine ulaştığında(kişi alamadığı ayakkabı telefon ev araba yüzünden kendini öldürdüğünde)dahi doyumsuz davranır ve yeni bireyler üretir fabrikasyon…

ilk gardiyan diyor ki:
26 Ekim 2011, 15:09
Ben özel bir kolejde öğretmen köleyim. Çocukları, kolejden şutlanmayacak kadar sıraya sokar.Sınıfta
özgürlüğün tohumlarını veririm.Onlar kaçamazlar, ben kaçamam, müdür yardımcısı kaçamaz, müdür kaçamaz. Kimi farkında, kimi değil ama kimse kaçamaz. Sistem herkesi yutar da yutar. Keşke herşey film senaryoları kadar basit olsa, akşam olur yorgunluktan yıkamayız bu sistemi. Bunalıp istifa eder parasızlıktan yıkamayız. En umutsuz özgürlük sadece zihinlerde kalandır.

hükümsüz diyor ki:
25 Kasım 2011, 13:54
en umutsuz kölelik kendini özgür sandıgındır

ibrahim mirza diyor ki:
15 Aralık 2011, 20:50
kölelelik bir devrimi ümit etmektir

ozan diyor ki:
15 Ocak 2012, 17:50
en güzel özgürlük henüz yaşanmamış olduğumuzdur ve tek özgürlüğümüz zincirlerimizden kurtulmamız olacaktır

K(A)r(a)-M(A)N diyor ki:
26 Mart 2012, 15:43
en büyük tutsaklıktır mevcut sistemde kendini özgür hissetigin .ama en güzel anlam yüklüdür . ütopyalarımzda hayallerimiz ve kavgamızdaki o özgürlük anlayısı .hayata yaşama indirgemek degilmi zaten aynı insanlar yoldaşlarla verilen özveri 4 duvar arasında sokaklarda ki direnişlerdeki özgürlük degilmi özgürlük şu an ki sistemde başvurdugumuz en güzel eylem degilmi,o eyleme bütün dünyada can vermektir özgürlük..K (A)RMN

Miray diyor ki:
01 Mayıs 2012, 17:06
En çok iki oy alan seçenek üzerinden gitmek istiyorum:
“Elleri ve ayakları prangalı, yiyecek giyecek ve barınma ihtiyaçları efendisine ait olan köle.” Gerçe anlamda umutsuzca bir köleli midir? Evet ekonomik özgürlüğü olmaması, prangalara vurulması onun ümidini söndürebilir. Ama bu köle için umut vardır, oralarda bir yerlerde, içinde. Neden başkasından beklensin ki umut? İçinde var olan ışığı ortaya çıkarmak bu umutsuzluğu giderir. Elbet her şeyi göze alacatır köle, açlığı da! Silkinecek ve kendine gelecektir. Oysa bir diğer seçenek:
” 8 saat çalışmak zorunda kalan. 16 saat herşeyi yapan ve hiçbir şeyi algılayamayan ama her şeyi seçtiğini ve seçebileceğini sanan köle.” Kendini özgür zanneden bir toplum/kişi, bile bile köleleştirilmeye mahum değil midir? Sizce gerçekten umut var mıdır bunun için? Baksanıza, neyin farkında ki o şey için bir amaca bağlansın, umudu olsun? Kurtulmak için umudunun olması için önce neyden kurtulman gerektiğini bilmen gerekmez mi? Ne acıdır tutsaklığının farkına varmamak. Ve en acısı da hücrelere kapatılmak, prangalara vurulmak değildir, başkaları tarafından dayatılanlara boyun eğmek hatta ve hatta “kafanın içinde tutsaklık” yaşamaktır en acısı. İşte en umutsuzu da budur. Farkında değilsin ki. Hah! Hayat güllük gülistanlık(!) Ne de güzel der Nazım Hikmet:
bizi esir ettiler
bizi hapse attılar
“beni duvarların içinde
seni duvarların dışında”
ufak iş bizimkisi
asıl en kötüsü
bilerek bilmeyerek
“hapishaneyi insanın kendi içinde taşımas”ı
insanların birçoğu bu hale düşürülmüş
namuslu çalışkan iyi insanlar
ve seni sevdiğim kadar sevilmeye layık…

isimsizyazar diyor ki:
08 Mayıs 2012, 19:52
Düşünmek eğer kişi özgürlüğünün olup olup olmadını anlıyorsa bu özgürlüktür eğer bunu fark edemiyorsa işte o zaman o kişi köledir. ANARŞI köleliğin engelidir fark etmemişlik bence en büyük köleliktir

B312398(kangrubumsıfıreraşnötrumdominu) diyor ki:
26 Mayıs 2012, 20:40
selam, köle olmak ve özgür olmak arasında nasıl bir fark var ben bilmiyorum [biraz salak olabilirim, zaten annem "senin kafan çalışmıyor derdi hep, belki de doğrudur].Portakal ve masa arasında bir fark olduğunu biliyorum.Ama onların bir bakıma benzer şeyler olması da gerekir.Bir çay bardağı ile hatıralarım da ayrı şeyler ama bir bakıma da benzerler: onlar orada burada bulunuyorlar, bir yerleri var, ilişkideler vs…yani şu: bardak, bardak olmaktan vazgeçebilir mi? yani ayrıca şu: taş düşmemezlik edebilirmi? yani esasında şu: köle bir köle olmak haliyle kölelik olmayanın bilincine nasıl varacak?Limon çayın içinde kaldığı müddetçe, çay-dışı olanı nasıl bilecek? ve dahası isteyecek?ve dahası yapacak?

O. Kadar da Degil diyor ki:
02 Haziran 2012, 19:10
Kendini özgür sanmak, özgür olmayan kişiye atfedilebilecek bir eylem-durumdur. Özgür olmayan ve fakat özgür olduğu yanılsamasına kapılmış birinin durumu gerçekten de ümitsizdir. Ama “en ümitsiz” diyebilmek için bu kişinin bu yanılsamadan asla kurtulamayacağını varsaymak gerekir. Oysa bu yanılsamadan kurtulmak mümkündür.
Bir söz vardır “ayağa kalkmadıkça prangalı olduğunu anlayamazsın” diye. O zaman ümit, o kişiyi ayağa kalkmaya ikna etmektir belki de

biiririririiirr diyor ki:
10 Haziran 2012, 21:52
Bir şey var aslında.Ne.Şu: ya da bir başka türlüsü şu: ya da en başkası da o:

cokresmidegilmi diyor ki:
21 Kasım 2012, 16:41
insanların gözleri ne kadar da kör bir gün okulda öğretmenin birine kıyafet zorunluluğu kalksın dediğim de fakir zengin ayrımı olur dedi keza fakir ve zenginin halinden giydiği kumaş gömleğin kalitesinden bile fakir veya zengin olduğu anlaşılır insanlar fakirliği ortadan kaldırmak yerine fakirliği gizlemeye çalışıyorlar ve bunu olağan bir durum olarak gösteriyorlar… fakir insanlar da ne kadar uyutulduğunun farkında değil açmış televizyonu haber izliyor haberler flaş flaş flaş zengin ünlü iş adamı bilmemne bilmemneoğlu bir sakat çocuğun tedavisini üstlendi… adam vaaaaaaaaaay diyor bak ne iyi adamlar var zengin ama fakirleri kayırıyor o kişi günlük 15 16 saat fabrikada karın tokluğuna çalıştırıp çocuğu hasta olduğunda bir hastaneye bile götüremeyip su sıkıp başına koyuyorsa onun sebebinin o zengin iş adamı olduğunu anlamıyor düşünmüyor düşünse bile allahından bulsun diyor allahı ona çocuğunu bile tedavi ettirme imkanı vermemesine rağmen içiniz de ne fırtınalar koptuğunu anlıyor biliyorum dostlar haklı mücadelenizi destekliyorum…

işçisin sen işçi kal giy lan o tulumlaru diyor ki:
05 Ocak 2013, 14:32
hadi söylermisiniz köle dediğimiz işçiyi kazanmazsak ne yapıcaz burada kıçımızı ısıtıp ”ah bu köle ah şu köle nalet olsun dostum buda köle olmuş” mu dicez evet haklısınız şuan ayak bileklerimizde göremediğimiz soğuk ama hissetmediğimiz kelepçeler takılı ne yapıcaz molotof kokteyli ile ali ağaolunun iş makinalarınımı yakalım sonrada oradan kaçıp bir kaç sarma sigara yakalım işte kendimizi tatmin etmiş olduk değilmi arkadaşlar peki kaç kişi biliyor ali ağaoğlunun yakılan makinaların fabrikasını alacak kadar parası olduğunu eminimki bir çoğunuz bu adamın emrinde çalışanların ona günde milyarlar kazandırdığını biliyorsunuz peki neden biraz daha sağlıklı düşünmüyoruz 1 mayısta kapital mekanları taşlayarakmı kapitalizme savaş açıcaz yoksa bir kaç makale yazıp sağa sola göndererekmi amerikaya sövmeye devam edicez benden size tek adres köle dediğimiz işçi sınıfının evine gidin o ev sendikadır yanlış anlamayın bir stalinist psikopat değilim sadece dünyanın artık enternasyonalist devrimi hakkettiğini düşünen bir aktivistim belki bu yazıyı okur okumaz bana sövüceksiniz sorun değil dostlar ama artık işçi hareketine destek vermeliyiz devrimin adresi işçi sınıfıdır denizleri mahirleri araştırdık yeterince artık yeter! sıra meydanlarda mısır devrimini görün avrupa krizini görün eleştirdiğiniz insanlar belki şuan bir koyun ama rusyada devrimi gerçekleştirenlerde devrimden önce çara tapıyorlar dı unutmayın devrim kölelerin işidir kapitalizm bu kölelerin damarlarına bastıklarında yanlarında olmalıyız enternasyonalist selamlarımla işçi mücadelesine davet ederim arkadaşlar

atakan diyor ki:
18 Şubat 2013, 23:48
doğru bildiklerini sorgulamadan onlar adına körü körüne savaşmak .

Sayfalar: [1]
Mingle Forum by cartpauj
Versiyon: 1.0.34 ; Sayfa yükleme süresi: 0.057 saniyedir.